HÜKÜMET SÖZCÜSÜ BEKİR BOZDAĞ’DAN BAKANLAR KURULU GÜNDEMİNE DAİR AÇIKLAMA

694

“BM TOPLANTISI, SURİYE’DEKİ İNSANİ YARDIMLARLA İLGİLİ”  

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının gündemine dair açıklamalarda bulundu.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, şunları söyledi:

“Bir defa bir hususu düzeltmekte fayda var, Fransa bildiğimiz kadarıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) özel olarak doğrudan bir toplantıya çağırmamıştır. Fransa’nın yaptığı şey, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu pazartesi yapacağı toplantıda özel gündem maddeleri var bir de diğer işler bahsi altında gündemde yer alacak konular var. O diğer işler bahsinde oraya gündeme getirmek istediğiniz konuları getirmek isteyen taraflar oraya iletirler ve onlar da o toplantıda görüşülür. Tabi bu konuya ilişkin bir takım açıklamalar medyada yer alınca Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Fransa Dışişleri Bakanı ile bir telefon görüşmesi yapmıştır. Fransa Dışişleri Bakanı, rejimin son zamanlarda İdlib’te, Doğu Guta’da ve diğer bölgelerdeki saldırıları sebebiyle insani durumların oluştuğunu ve bunu Birleşmiş Milletler’in gündemine getirmek istediklerini söyledi. Ama daha sonra attığı bir tivitte Afrin kelimesi de geçince tekrar görüşmeler oldu, iletişim kuruldu ve sonunda en son yapılan açıklamada Fransa Dışişleri Bakanı resmi Twitter hesabından, BM toplantısının Suriye’deki insani yardımlarla ilgili olduğunu açıklamıştır.”

“ULUSLARARASI TOPLUMDA BİR KONSENSÜS OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”

“Burada şunun altını çizmekte özellikle fayda görüyoruz, Türkiye’nin terörle ve terör örgütleriyle mücadelesini bütün uluslararası toplumun desteklemesi ve Türkiye’nin yanında durması son derece önemlidir. Bildiğiniz gibi Zeytin Dalı Harekatı başladıktan sonraki süreçte ve öncesinde uluslararası toplumdan gelen açıklamalara baktığımızda, esasında bu konuda uluslararası toplumda bir konsensüs olduğu görülmektedir. Elbette bazı konularda farklılıklar, farklı yaklaşımlar olabilir. Eğer bu noktada Türkiye’nin karşısında bir tutum ortaya konursa elbette bu tutumun tam anlamı terör örgütlerinin yanında yer almak olur ki bunu da biz dostlarımızdan ve müttefiklerimizden beklemeyiz.”

HDP’NİN SOKAK ÇAĞRILARI…

“Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde herhangi suç oluşturan bir eylem ve söylem olduğunda hangi usül takip edilirse bu konuda da suç oluşturan eylem ve söylem içine girenler bakımından da aynı usül işleyecektir. Bunun için ayrıca ve özellikle bir talimata gerek yoktur. Hem güvenlik güçlerimiz, hem de yargı Anayasa ve yasaların kendilerine verdiği yetki çerçevesinde bunlarla ilgili işleri ve işlemleri reesen yapmak ve yürütmekle yetkili ve görevlidir. Bildiğiniz gibi HDP’ye ait bazı vekiller bazı yetkililer bazı siyasiler, halkı kin ve düşmanlığa birbirine karşı tahrik eden açıklamalar yapıyorlar ve sokaklara davet ediyorlar. Bunlar bizim kanunlarımızda suçtur. Terör örgütlerine destek anlamına gelen çalışmalar yapıyorlar. Terör örgütlerinin propagandası yapan, terör örgütlerine destek veren, terör örgütleriyle aynı hedeflere koşanlar, bizim hukukumuz terör örgütlerine, terör örgütlerine destek verenlere, terör örgütünün propagandasını yapanlara hangi şekilde muamele yapıyorsa onlar da aynı şekilde muamele göreceklerdir. Bu, hukukun bir gereğidir.”

“TERÖR ÖRGÜTLERİNDE SİLAH VERİLMEMESİ KONUSUNDA DA BİZ HAKEZA DEFALARCA UYARDI

Bozdağ, ABD Dış İşlerinden gelen değerlendirmelere yanıt olarak, “Biz bundan önce defalarca şunu ifade ettik. Terör örgütlerinden biri ile mücadele ederken başka terör örgütleri ile konjektürel de olsa stratejik de olsa, geçici de olsa birlikte hareket etmek büyük bir yanlıştır” dedi.

Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgeye ve bütün dünyaya büyük bir felaketten başka bir sonuç doğurmaz. Terör örgütlerinde silah verilmemesi konusunda da biz hakeza defalarca uyardık. Bizim buradan söyleyeceğimiz şey bu noktada birlikte nasıl çalışacağımızı görmek istiyorlarsa, bu terör örgütlerine yaptıkları silah yardımlarını kesmeleridir ve verilen silahları da toplamalarıdır. Çünkü PYD-YPG-PKK ve bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerine verilen silahların geri toplanacağı da Türkiye’ye defalarca yetkililer tarafından ifade edildi. İşbirliğinin yolu belli. Silahları vermeyi durdurmak, bundan önce verilmiş olan silahları toplamaktır. Bizim dost ve müttefik olarak gördüğümüz model ortak mı denir, stratejik ortak mı denir NATO’da birlikte çalıştığımız mı denir? Müttefik mi denir ? Hangi tanımlama ile yaparsak yapalım bir ülkenin diğer ülkeden beklediği en doğal en meşru şeylerdir Türkiye’nin beklentisi. Bir işbirliği istiyorlarsa biz bu işbirliğine hazırız. İlk adım olarak da  terör örgütlerine silah yardımını durdurmaları ve dağıtılmış ve verilmiş silahları toplamaları olarak atabilirler.”

ZEYTİN DALI HAREKATINDA SON DURUM…

Bakanlar Kurulu gündemine dair açıklamalar yapan Bozdağ, şunları söyledi:

“Harekât planlandığı gibi devam ediyor. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri karadan da harekât bölgesine girmiş durumdadır. Belli bir mesafe almıştır. Bu mesafeye ilişkin rakamları değişik yerlerden herkes alıyor ama bunları açıklamayı tek tek şuradayız buradayız diye açıklamak teröristlere adres ve yer göstermeyi yer göstermeyi de doğru görmeyiz. Ama bilinmesi lazım ki; ilk 3 günde planlanan mesafe, alan kontrolü sağlanmış durumdadır. Harekât süresince silahlı kuvvetlerimiz mensupları içerisinde şehit olan yoktur. Allah’a şükür. İnşallah bundan sonrada burnu kanayan bir askerimiz olmaz. Yaralı askerimizde şu ana kadar bize gelen bilgiler içerisinde yoktur. Ancak terör örgütlerinin Türkiye’ye attığı roketler nedeniyle bazı yerleşim yerlerinde yaralanan vatandaşlarımız var. Hayatını kaybedenler var. Ben hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. DEAŞ terör örgütünün bölgede olduğunu biz ifade ettik. Bu bir gerçeğin açıklanmasıdır. Bildiğiniz gibi ABD ile PYD/YPG terör örgütlerinin dayanışması ile Rakka’da birlikte yapılan DEAŞ’a karşı yapılan operasyonun sonunda Rakka’daki DEAŞ’lı teröristler , PYD/YPG terör örgütünün, teröristlerinin açtığı koridor içerisinden onların sağladığı emniyet ve güven ortamı içerisinden araçlarına bindiler, silahlarını yükledir ve oradan ayrıldılar gittiler. Nereye gittiler bunlar? O teröristlerin bölgeden ayrılması ABD’nin bilgi ve onayı dışında olabilir mi? Mümkün değil. Çünkü PYD/YPG onlara onaylatmadığı bir işi orada yapamaz. Elbette onlarında onayı var. DEAŞ teröristlerini yok etmek, etkisiz hale getirmek isteyenler o zaman bu teröristleri ne yapması lazımdı? Ya orada etkisiz hale getirmesi lazımdı ya da teslim alması gerekirdi. Ve onların hem bölgeye em başka ülkelere hem başka insanlara zarar vermemesi için gerekenleri yapmaları lazımdı. Ama yapılmadı. Nereye gitti bu teröristler? Nerede, hangi insanların canını yakmak için hangi tür faaliyetler içindeler? Elbette bunu sorgulamamız gerekiyor. Şimdi bu teröristlerin bir kısmı Afrin bölgesine intikal etmiş. Bazı sivil kıyafetlerle daha doğrusu DEAŞ’ın simge kıyafetlerini çıkararak, traş olarak kendilerini PYD/YPG safları içerisine kattıklarına ilişkin haberler var. Bir başka kısmı oradan Türkiye’ye ve veya Akdeniz üzerinden batıya geçme gayretleri ve sızma çabaları var, Türkiye’de eylem yapma çabaları var. İşte bugün de haberlerde yansıdı ki bu doğru bir tespittir, PYD/YPG terör örgütleri Afrin’de ellerinde olan DEAŞ’lı teröristleri Türkiye’ye karşı savaşmak şartıyla serbest bırakmışlardır. Bu da bizim söylediğimizin çok net bir ispatıdır, doğruluğunu göstermektedir. O nedenle bizim bu mücadelemiz, sadece PKK, KCK, PYD, YPG terör örgütlerine karşı değil, aynı zamanda onlarla birlikte DEAŞ terör örgütü ve teröristlerine karşı da bir mücadeledir.”