GÜMÜŞHANELİLERİN FERYADI DUYULSUN!

220

Kamuoyuna yansıyan Erzincan-İliç’teki maden faciası komşu vilayeti olan Gümüşhane’mizi de beraberinde gündeme getirdi. Çünkü Türkiye’de yüzde 93 oranıyla en çok maden arama izni verilen Gümüşhane’de şaşkınlık ve derin endişe meydana getirdi.

İl hayata tutunmanın en zor olduğu vatan topraklarından biridir. Yüzde 93 maden arama izni, Gümüşhanelilere ancak yüzde 7 yaşama alanının bırakılması demek. Yüzde 80 mevcut iktidara destek vermenin karşılığı bu olmamalıdır diye düşünüyorum.

Gümüşhane merkeze bağlı Arzular-Kabaköy beldesi, Arzular bölümünde meskun mahal içinde cami ve mezarlığı içine alana yine aynı beldenin Kabaköy ayağında meskun mahal içinde yine cami ve mezarlığı içine alan mahalle ve etrafına maden arama ruhsatı verilmiştir.

Maden arama ruhsatı verilen bölge bizim de şahsen tarlalarımızın olduğu, lakin orman alanı kapsamına alınan ve tapusu verilmeyen kadim tarım alanlarıdır. Dağların zirvelerinden zor patikalardan bizzat eşek sırtında buğday taşıdığım ata topraklarımızdır. O tarlaların sahibi rahmetli gazi dedem ve köylüler geçimlerini kalaycılıktan, inşaat işçiliğinden sağlayan, fakirliği çaresizliğin diz boyu yaşandığı bir bölgenin çilekeş evlatlarıdır.

Gazi dedem öldüğünde bir metrekare tapulu mülkü olmayan, vatanı uğruna Sakarya Meydan Muharebesi’nde ayağından aldığı şarapnel parçasıyla, köyünde Harşit vadisi kenarında şimdi kabrindedir.

Geçim sıkıntısı birçok köy gibi köyümüzü çil yavrusu gibi yurt içi ve yurt dışı gurbet ellerine mecbur etmiştir. Köyler viran olmuş, bağ bahçe kaderine terk edilmiş, kalanlar kıt kanaat geçinen, zorluklara meydan okuyan, ekmeğini taştan çıkaran, havası suyu kayası sert insanı mert asil insanlar diyarıdır.

Türk milletini millet yapan değerlerin ete kemiğe örnek ruha beslendiği devlet, vatan, mukaddesat denince akan suların durduğu, yiğitlerin harman olduğu sıla diyarımızdır.

Yaklaşık 3 yıl önce 250 belde sakininin bir araya gelerek kurduğu hayvancılık kooperatifi, yaklaşık bine yakın küçükbaş hayvanla hem ilimizde hem ülke çapında, TV’lere, basına yansıyan örnek bir girişim başlatılmıştır.

Kooperatif, yığınla sorunla boğuşurken beldede maden arama ruhsatları hayal kırıklığı yaratmıştır. O tozun, dumanın, dinamitlerin patladığı, siyanürle altın aranmasının çevreye, doğaya, havaya, toprağa, meraya verdiği çevresel zararlarla nasıl hayvancılık yapılacaktır?

O meralara dinamitten çok kuzu sesi, koyun melemesi yakışır. Maden sahasının hemen altından geçen dere kenarına kurulan drenajla, beldeye hem içme suyu hem hayvanların içme suyu kısıtlı tarım ve hayvancılık alanlarının sularının zarar görmeyeceğini kim garanti edebilir?

Evet, bu endişeler Gümüşhaneliler ve belde sakinlerinde ciddi bir tartışma ve endişeye sebep olmuştur. Harşit vadisi boyunca yamaçlarda kurulan köylerden gelen derelerden vadi besleniyor. Vadi boyunca uzanan dünyalar güzeli meyve bahçelerinin geri gelmesini beklerken bu gelişme her il sakinini hüzünlendirmiştir.

Kıbrıs Rum Kesiminden bir şirket Artvin’de 15, Gümüşhane’de 4 maden arama izni almıştır. Bu üşüşme ne anlama geliyor? Biz zengin maden yataklarının fakir bekçileri miyiz?

Bu astronomik oranda maden arama oranı neyin nesidir? Bu ruhsatlar verilirken bölge gerçekleri dikkate alınmadan halkın devlet bürokrasinin şehir ayağında kimsenin bilgi sahibi olmadığı bilgisini aldık. Yetkililerden bu konuya ilişkin şeffaf açık doğru bilgilendirme bekliyoruz.

İstanbul depremi, ekonomik kriz vb. sebeplerden dolayı büyük çoğunluğun köyüne, beldesine geri gelme hazırlığı yaptığı, göçün gündemde olduğu bir dönemde, bu nasıl talihsiz bir sürprizdir?

Köyü dışında yaşayan her gurbetçinin köyüne geri dönme, evini, yerini, yurdunu imar etme hayali vardır. Hiç kimsenin buna engel olmaya hakkı yoktur.

Yeni öğreniyoruz ki, il bazında birçok köy aynı durumdadır. ABD, AB, Kanada vb. ülkelerde siyanürle altın arama yasaklanırken, aynı ülkelerin şirketleri Türkiye’de arama izni alıyor! Bunun için de hiç bir engel yok.

Erzincan-İliç’teki felaketin daha vahim, ileri boyutlarda yaşanmayacağını kim garanti edebilir? İlin içinden geçen Harşit nehri en sert akan nehirlerden biridir. Arazi yapısı yağmur, kar sonucu etrafın kumluk kayalık olması nedeniyle anında su, süratle vadiye iner, tozu dumana katarak nehrin 200 km yolculuğu ile Karadeniz’e yolculuğa çıkar.

Gümüşhane merkezdeki ve vadi boyunca ilçe, belde, köyler her türlü su ihtiyacını bu güzergahtan karşılar. Bu suların temiz kalacağını, hiç bir yetkili garanti edebilir mi?

Zaten çölleşmeye yüz tutan vadi, kısa süre sonra uzay kraterleri görüntüsü almaz mı?

Hâlihazırda var olan altın aranan bölgelerdeki siyanür havuzlarından sızıntıyı basından öğrendik. Kelkit vadisi boyunca bu siyanür havuzu sızıntı heyelan vb. kazaların video görüntülerini izledik. Giresun Şebinkarahisar’da ruhsatı iptal edilen firma tekrar ruhsat aldı ve aynı şirket beldemizde ruhsat aldığını basından öğrendik.

Bu ruhsat sayısının ilerleyen zamanda artmasının risklerini dikkate alarak, meydana gelebilecek felaket, tehdit ve tehlikenin olmayacağını kim garanti edebilir?

Öz yurdumuzda yeniden maraba olup gurbet yollarına mı düşeceğiz?

Hiç böyle bir bölgeyi turist, gündemine alır mı? Zaten Arzular Çimento Fabrikası, Kireç Fabrikası beldede ciddi zararlara yol açıyor. Ayrıca vadi boyunca evsel atıkların nehre karışmasına engel olunamaması kim bilir hangi sağlık sorunlarını ortaya çıkaracak!

Bu ruhsat yoğunluğunun azaltılması, zamana yayılması, siyanürle altın imalatının önlenmesi felaketin boyutlarını azaltır. Aksi takdirde hüzün verici sonuçlar ortaya çıkarır.

Yüzde 93 maden arama oranı, hiç bir yerleşim yeri, dağ, ova, mera boş bırakılmamıştır demektir.

Bu kadar yoğun ruhsat verilen şehre, madende belli bir süreliğine alınan işçilerle istihdam etmek olsa da, bunun arkasına sığınıp insanımızın işsizliğini suiistimal etmektir.

Gümüşhane adını Gümüş madenlerinden alan kadim maden şehridir. O çağlarda çevreye bu kadar zarar verildiğine dair ortada tarihi ciddi inandırıcı veri yoktur ama bugün hem Gümüşhaneliler, hem ülke kamuoyu bu endişeleri taşıyor. Herkes çevresel felakete odaklanmıştır.

Sahi kamunun % 2 pay aldığı, işletmecilik sonucu elde edilen kamu geliri oluşabilecek zararları karşılamaya yeterli olabilir mi?

Şehirdeki maden hem yurt dışına gitmemeli, hem de kendi içinde mamüle dönmelidir. İstihdam garantili maden sanayi kurma şartı getirilmelidir.

Gümüşhane’den çıkan madenler, şehirde işletilmeli katma değeri yüksek mamül ürüne dönmelidir. Bu ekonomiye cari açığın azaltılmasına istihdama katkı yapar. Madende kısa süreli bölge insanını istihdam etmek, hiç kimseyi tatmin etmez. Şehrin entellektüel kapasitesi yüksektir. Gümüşhaneliler Gümüşhane’den ibaret değildir. Dünyanın neresinde olursak olalım başka Gümüşhane yok. Lütfen şehrimize, ülke geleceğimize sahip çıkalım. İlgisiz kalırsak Çakallar bile güler yalnızlığımıza, çaresizliğimize!

Edilgenlik bu şehrin siyasetçi, stk, akademisyen, medya, işçi, işveren ve esnafına, bu şehre dair umutları, hasreti olan hiç bir insanımıza yakışmaz.

Her insanımızı meşru, demokratik, yasal, her türlü mücadeleyi vermeye davet ediyoruz. Bu davranış ceddimize vefa, gelecek kuşaklara ve ülkemize karşı borcumuzdur. Bu ihmali mazur görülemeyecek çok önemli sorumluktur. Mutlaka başaracağız bir orta yol aydınlık bir gelecek inşa etmeliyiz.

Sorunun çözüm yollarına katkı ve ilgimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Sabri ŞENEL – 21.02.2024 – İstanbul/Ümraniye