Arıcılıkla Başlayan En Güzel Serüven

328
ÜMRANİYE BELEDİYESİ ÖNCÜLÜK ETTİ

Dünyada 65,4 milyon koloni ile 1,5 milyon ton bal üretiliyor. Bu üretim dalı içerisinde Türkiye, yaklaşık 5 milyon koloni varlığı ile Çin’den sonra 2. sırada yer alırken, 82.003 ton bal üretimi ile Çin ve Arjantin’den sonra 3. sırada yer alıyor. Çünkü Türkiye, değişik iklim bölgeleri ve coğrafyasından dolayı çok zengin ve çeşitli arı florasına sahip. Özellikle bal arıları; bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, polen ve propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli besinleri üretir. Ayrıca doğada ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı tozlaşma hizmetleri ile de doğal denge ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptir. Bu da ülkemizdeki arıcılığın öneminin ne kadar yüksek olduğunun bir göstergesidir.

Ülkemizde arıcılığın bilinçli ellerde devam ettirilmesinin sağlanması ve bal üretiminin kaliteli bir şekilde yapılması için, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından arı yetiştiricileri desteklenip, maddi olarak da teşvik edici politikalar uygulanıyor. Ümraniye Belediyesi de bu bilinçle yola çıkarak, Meslek Akademisi’nde her yıl yüzlerce insana mesleki yetenek kazandırmanın haklı gururunu yaşıyor. Cafer Tavşan da, Prof. Dr. Hayrettin Akkaya’nın 1 ay boyunca verdiği arıcılık eğitimine katılarak, MEB onaylı belgesini aldıktan sonra bu işe gönül verenlerden sadece biri. Cafer Bey’den arıcılık vesilesiyle hayatının nasıl değiştiğini öğreniyoruz.

-Arıcılığa merakınız nasıl başladı? Ne zaman Ümraniye Belediyesi’nin arıcılık kursuna katılmaya karar verdiniz? Sizi biraz tanıyalım.

Arıcılığa eskiden beri merakım vardı. Bir yerden başlamak gerektiğine karar verdim. Emekli olunca boş durmayı çok uygun görmedim. 2019’da 3-4 kovanla başladım, 2020’de ise Ümraniye Belediyemizin açmış olduğu arıcılık kursuna başvurdum. Orada aldığımız eğitim neticesinde sertifika sahibi olduk. Sertifika sahibi olduktan sonra Tarım Bakanlığı’mız zaten kayıtlı arıcılara bu imkânı sağlıyor. Biz de belgemiz sayesinde bu işe başlamış olduk. İlk başladığımızda bu sayı 2 kovan iken; şimdi 100 kovan ile büyük çapta işimizi yapmaya başladık.

KENDİ ÇAPIMIZDA BAŞARILI OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM

-Arıcılık ile ilgili şu an neler yapıyorsunuz? Çevrenizden bu konuyla ilgili nasıl tepkiler aldınız?

Çok hoş tepkiler aldık. Herkese tavsiye ediyorum. Çünkü doğa ile baş başasınız. İnsanlık için faydalı bir ürün elde ediyorsunuz. Buna dayalı olarak yakın çevremiz; erkek kardeşim, kızım, damadım ve yeğenimle birlikte ailecek iki ayrı işletme kurduk. Onun kapasitesi de burası kadar. Onlar da belediyemizin kursuna katılarak belgelerini aldılar. Tabi biz, Prof. Dr. Hayrettin Akkaya gibi çok iyi bir hocamızdan eğitim aldık. Kendi çapımızda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Hatta kurstan birkaç arkadaşımız da 1 yıl gibi kısa bir sürede böyle bir işletmeye sahip oldular.

SEVGİ OLMADAN ARICILIĞI YAPMAK MÜMKÜN DEĞİL

-Arıcılığın sadece maddi kazanç gözetilerek yapılacak bir meslek olmadığı, sevilerek yapılması gerektiği söyleniyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok doğru bir tespit. Çünkü sevgi olmadan arıcılığı yapmak mümkün değil. Her ne kadar doğayla baş başa bir uğraşı içinde olsanız da mutlaka doğa ve hayvanlara karşı bir sempati besliyor olmanız gerekiyor. Aksi takdirde sadece işin getirisi düşünülerek yapıldığında başarılı olunamıyor. Geçmişte de buna benzer işte çalıştık. 35 yıl gibi uzun bir süre evcil hayvan sektöründe eğiticilik yaptık. Oradan süregelen hayvanlara karşı bir sevgimiz zaten var. Çünkü bu iş, ilgi ve takip istiyor. Yaptığımız iş modern arıcılık. Arının işini kolaylaştırmak için yerine göre müdahalelerde bulunuyoruz. Çünkü her zaman doğa şartları izin vermeyebiliyor. Örneğin; bahar aylarında havaların uzun süre yağışlı gitmesi arının çalışmasını engelliyor. Bu gibi durumlarda hava şartlarının iyileşmesiyle birlikte arıların çalışma ortamını, kovan içindeki düzenleri için yerine göre olumlu anlamda müdahaleler yapıyoruz. Bizim işletmemizde aktif olan 100 kovanımız var. Burada kardeşim ve ben, diğer işletmede de kızım ve damadım, dönüşümlü olarak da yeğenimle birlikte bu işletmelerle başa çıkabiliyoruz.

-Şile’de arıcılık kolonisini kurma fikri nasıl oluştu? Süreç nasıl ilerledi?

Şile benim çocukluğumun geçtiği yer. Hem eşim buralı, hem de bölgeyi iyi bilmemden dolayı burayı tercih ettik. Ayrıca İstanbul’a da çok yakın ve doğası da harika bir yer. Bu bölgeye has arı ırkı, coğrafyası, florası ve kestane ormanları var. Kestane balı antioksidan değerlerinden dolayı diğer ballardan daha çok talep görüyor. Bu sebeple burada olmayı daha uygun buldum. Haftada en az 5 gün buraya mutlaka geliyoruz. İşler yoğun olduğunda haftanın her günü geldiğimiz de oluyor. Bala hazırlık evreleri ve sağım dönemi bizim işimizin en yoğun olduğu aylar. Nisan ve Eylül’ün sonuna kadar yoğun oluyoruz.

SENEYE KAPASİTEMİZİ 2 KATINA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ

-Arıcılık mesleğini yapmak isteyenlere ne gibi öğütler verirsiniz. Neleri yapmalı, ya da neleri yapmamalılar? Arıcılık konusunda gelecekteki planlarınız nedir?

Ümraniye Belediyesi’nin açmış olduğu arıcılık kursuna katılmalarını ve bu eğitimi almadan, alt yapı oluşturmadan bu işe başlamamalarını öneririm. Sosyal medyada da çok eğitici yayınlar var. Ancak mutlaka birebir kurslara katılmaları gerekiyor. İlk başta bir iki kovan ile başlarlar. Ancak yılmadan, pes etmeden sabırla çok çalışırlarsa bu sayı giderek artacaktır.

Gelecekle ilgili planlarımız ise; seneye kapasitemizi 2 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Sadece arının balı değil, diğer yan ürünleri; arı sütü, polen ve propolis gibi. Hepsi aynı anda olamıyor. Bölüm bölüm yapabiliyorsunuz. Önümüzdeki yıl için biz de arı sütü yapmayı planlıyoruz. Bu doğrultuda da hareket ediyoruz.