Son Guncelleme07:23:27 AM GMT

Son Dakika Haberleri

SON DAKİKA HABERLERİ

Sanayi ÇEBİ’den TANKUT’a Cevap

e-Posta Yazdır PDF

ahmet_nurSanayici İşadamı Ahmet Nur Çebi,Çelik-İş Sendikası Genel Başkanı ve Kardemir Karabükspor Kulüp Başkanı Hikmet Feridun’a yönelik yazılı bir açıklama yaptı.  

Çebi, Çelik – İş Sendikası Genel Başkanı ve  Kardemir Karabük Spor kulüp Başkanı H.Feridun Tankut’un şahsımı ve Karabük’te  bulunan diğer sanayici  arkadaşlarımı kastederek söylemiş olduğu ve basında çıkan haberlerden öğrendiğim açıklamalarına cevaben bir Karabüklü sanayici olarak aşağıdaki açıklamaları yapmamız gerektiğine inanıyorum dedi.

Kardemir’in geçmişi ve şu anda ki konumu hakkında geniş bir değerlendirme yapan Çebi, “Fabrikanın kötü gittiği dönemlerde kaçanlar bu gün iyi gittiğinde nemalanmak için konuşuyorlar.”diyorsunuz EVET doğru söylüyorsunuz zor dönemlerde şahsım ve Karabük’te bulunan diğer sanayici arkadaşlar Kardemir’in o zor sürecinde gerek yönetimde bulunarak gerekse dışarıdan desteklerini verdiler ama şu an Kardemir’i teslim ettiğiniz 3 aile o dönemde yönetimden kaçarak Kardemir’i sizlerin ve Karabük halkının  kucağına bıraktılar. Sizlerde Bizans oyunlarına alet olarak Kardemir’i üç aileye teslim ettiniz.

Bizlerde diyoruz ki Kardemir bu gün ayaklarının üzerinde durabiliyorsa o zor dönemlerde mücadele veren Karabük Haddecisi, Esnafı, Nakliyecisi, Demir tüccarı, yöre halkı ve en önemlisi de alın terini akıtan Kardemir işçisi sayesindedir.

Kardemir AŞ Yönetiminde bulunan üç aile Kardemir’in ürünlerinin üzerine kar payı koyarak satışı da 5 dakika da açıp kapatarak Kardemir’in yapacağı karları kendi ceplerine koyuyorlar;

Kardemir’in 2 Nisan 2010 da yapılması gereken Genel Kurulu % 51 çoğunluk sağlanamadığı için 30 Nisan 2010 tarihine ertelenmiştir. Fakat Kardemir yönetiminde bulunan 3 aile sanki fabrikanın % 51 i ne sahipmiş gibi Kardemir’in üretimin % 70 ini almaktadırlar. Dünya piyasasında fiyatlar yükselirken Kardemir Yöneticileri ürünlerden daha fazla kar yapmak için satışı açıp kapama yaparken Karabük Haddecisi demir tüccarı da yöneticilere 10-20 usd kar vererek yöneticilerden almak zorunda bırakılmaktadır. Bunun sonucu olarak haddehanelerin çoğu haksız rekabet nedeniyle çalışamamakta ve binlerce işsiz sokaklarda dolaşmaktadır. Bunları görmüyor musun?  Bu karlar Kardemir hanesine yazılsa bunları da siz işçilerinize verseniz kötümü olur?

Kardemir’in ve Kardemir işçisinin savunucuları diye gördüğümüz Siz Çelik –İş sendikası Başkanı Sn. H.Feridun Tankut ve arkadaşları bunları neden seyrediyorsunuz. Kardemir A.Ş de çalışan işçi arkadaşlarında haklarını gasp ettiklerini görmüyor musunuz? Yoksa üyeniz işçilerin % 42 haklarını ellerinden alırken onlara sözünüz mü var.

Kardemir özelleştirme sürecin de ki Ana sözleşmesini okumanızı tavsiye ediyorum. Sözleşmede Kardemir 1 tl gibi cüzi rakamla öncelikle Kardemir işçisine çalışanına, esnafına ve yöre halkına verilmedi mi ve de bu işçiyi siz temsil etmiyor musunuz?

İşçiniz ne durum Karabük haddecisi, demir tüccarı nakliyecisi esnafı yöre halkı ne durumda bunları gözlemlemiyor musunuz? Karabük her geçen gün erimekte nüfusu düşmekte yatırımcılar Karabük ten kaçmak ta bunlar Kardemir’in bir ana temsilcisi olarak sizleri ilgilendirmiyor mu yoksa?

Kardemir A.Ş.nin ve yan şirketlerinin elinde bulunan hisselerle Kardemir yönetiminde bulunan üç aileye çanak tutmayı neden bırakmıyorsunuz. Genel Kurullarda işçiye ait olan çalışanlar vakfında bulunan hisselerle genel kurula katılıp kapalı kapılar ardında konuşulanları dönen Bizans oyunlarını ve de en önemlisi işçinizin haklarını neden korumuyorsunuz. Karabük’te çalışacak o kadar işsiz genç varken neden dışarıdan işçi alınmasına engel olmuyorsunuz? Ve de sizlere asli görevinizi hatırlatmaya çalışan işçileri kapının önüne koymalarına izin veriyorsunuz?

Karabük Nakliyecisi kan ağlarken yatırımlarınız veya revizeleriniz için Kardemir’e dışarıdan gelen malzemelerinizi taşırken Kardemir yöneticisinin damadının nakliye şirketini kullanıyorsunuz? Kardemir yöneticileri Karabük Haddecisi ve Tüccarı üzerinden bir taraftan Kardemir’in ürünleriyle kar yaparken bir taraftan da nakliyelerini dahi kendileri üstlenmekte nakliyeci esnafını bitirmektedir.

Kardemir’in mazot ihalesine giren esnaf  Kardemir zor durumda iken aralıksız hizmetini vermedi mi ? Kardemir iyi durumda iken revize teklif ile ihale Kardemir yöneticisinin sahibi olduğu benzinlikçiye verilme dimi? Sn.Osman Kılavuz da bu arkadaşa giderek Hakkını helal et ben müdahil olamadım senin hakkındı demedi mi ?

Kardemir’in içerde taşeron olarak iş yaptırdığı şirkette yeğeninizin görevi nedir? Kardemir devamlı neden bu şirketle çalışmaktadır. Karabük’te bu işleri yapacak şirketler yok mu dur? Kardemir Yönetiminde bulunan haddecinin işlerini de ne tesadüftür ki bu şirket yapmaktadır.

Tüm bu soruların yanıtı aranırken de sizlere de Karabük Spor Başkanlığı verilerek gözünüz boyanmaktadır.  Karabük sporun başarısı tartışılmaz ve de devamını dileriz ama unutulmamalı dır ki Karabük sporun başarısında sadece sizlerin değil Karabük spora o zor şartlarda maaşında para kestiğiniz  işçinin ve takımını destekleyen tüm Karabüklülerinde payı vardır.Bizlerde Karabük spora Gereken desteği seneler öncesinden yapmış olduklarımızla vermişizdir. Her zamanda destek vermekteyiz fakat sizlerde tarafımızdan yapılan futbol sahasının yanına yapılan tesisi de içine alarak kendi isminizi vererek mi teşekkür ediyorsunuz.

Kardemir bu gün iyi durumda ise bunların altında bu Kardemir işçisinin Karabük sanayicisinin esnafının yöre halkının da  emeği vardır.Sizlerde bunları biliyorsunuz bundan dolayı da sizlere de sesleniyoruz ve sizleri sağ duyuya davet ediyoruz. Kardemir’in yönetimi ana sözleşme gereğine uygun olarak oluşmalı, çalışanlar A grubunda yönetimde 4 kişiyle temsil edilmeli diyen ve sizlere de burasını işçi şirketi olarak yaşatacaksınız diye vasiyeti olan rahmetli Sn.Metin Türker’in Kardemir’i ve sizlerin yanlışlıklarını Kardemir’in Karşısındaki Anıt mezardan seyrettiğini unutmamanızı hatırlatıyor yorumları ve taktirleri Karabük kamu oyuna bırakıyoruz açıklamalarına yer verdi.

Karabük Gergin Günlere Yelken Açtı

e-Posta Yazdır PDF

resimmm30 NİSAN GÜNÜ YAPILAN KARDEMİR ANONİM ŞİRKETİ MALİ GENEL KURULU VE SONRASINDA GELİŞEN OLAYLAR SIRASINDA “BİZ MÜCADELEYİ BAŞLATTIK” DİYEN EKİBE KARŞI, KARDEMİR YÖNETİMİ’NE YAKIN ÇEVRELER DE “ŞİMDİYE KADAR SUSTUK.HAKARET BOYUTUNA VARAN ELEŞTİRİLERE, KARABÜK’ÜN BİRLİĞİ/ BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMASIN DİYE,SES ÇIKARTMADIK VE GÖRMEZDEN GELDİK.ARTIK BARDAK TAŞTI.BİZDE MÜCADELEYİ BAŞLATIYORUZ.” GÖRÜŞLERİ İLE KARŞILIK VERİYORLAR. BU MÜCADELE TİCARET VE SANAYİ ODASI’NI DA RAHATSIZ ETTİ…

30 Nisan günü yapılan KARDEMİR Anonim Şirketi Mali Genel Kurulu sırasında ve sonrasında yaşanan olaylar,Karabük’te ve Bartın’da çok yeni gelişmelere yol açma istidadı gösteriyor.Bilindiği gibi KARDEMİR Anonim Şirketi Genel Kurulu sırasında,bir grup,KARDEMİR Yönetimi’ne karşı şiddetli eleştiriler getirmişler ve bununla da yetinmeyerek,birgün sonra da,bir Basın Toplantısı ile,KARDEMİR Yönetimi’ni suçlayarak “Mücadeleyi başlattık..” demişlerdi.
Bu gelişmelere karşı,KARDEMİR Yönetim Kurulu’na yakın kaynaklar da “Biz şimdiye kadar sustuk.Sayıları çok az olan,bir grup insan hakaret boyutuna varan eleştiriler ve asılsız suçlamalar da bulunuyorlardı.Biz bunlara karşı,Karabük’ün birliği/bütünlüğü bozulmasın anlayışı ile hiçbir zaman cevap vermedik.Ancak bundan sonra BİZDE MÜCADELEYİ BAŞLATIYORUZ,bakalım bundan kim/kimler zararlı çıkacaklar.” Şeklinde görüşler dile getirdiler.
Öte yandan, KARDEMİR Anonim Şirketi Mali Genel Kurulu’ndan sonra yapılan bir basın toplantısına katılarak,KARDEMİR Yönetim Kurulu’nu ve KARDEMİR çalışmalarını   “Şiddetle eleştiren” Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Pehlivan Baylan’ın,bu tutumu,Ticaret ve Sanayi Odası çevrelerinde de “Şaşkınlıkla karşılandı.” Şeklinde bilgiler veriliyor.
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu’nun,önce ki gün Vali Nurullah Çakır’ı makamında ziyaret ederek “Gelişmeler hakkında bilgiler verdiklerini ve endişelerini dile getirdiklerini de..” belirten ilgili kaynaklar “Valimiz olayları izlediği mesajlarını vererek,Kentin Valisi olarak tarafsız bir konumda kalması gerektiğini vurguladı.” Şeklinde de bilgiler aktarıyorlar.
“Şimdiye kadar sustuk,KARDEMİR’DE yapılan her iş hukuka uygun yapılmasına rağmen,bu arkadaşlar bir tereddüt oluşturmaya çalıştılar ve sürekli bu yönde beyanlarda bulundular.İçlerinden yargı yoluna giden ve açtığı davaları kaybetmesine ,Yüce Yargının bizi haklı bulmasına rağmen,hiçbir dayanağı olmayan iddialarını sürekli tekrarlayanlar bile oldu.Bunları da görmezden geldik.Biz Karabük’te birlik/bütünlük bozulmasın diye susarken,o grup BİZE KARŞI MÜCADELE BAŞLATTIĞINI DA açıkladı.Şimdi BİZDE MÜCADELE BAŞLATIYORUZ,sonucunu hep birlikte görürüz.” Şeklinde görüş belirten KARDEMİR Yönetimine yakın çevreler olayın Karabük ve Bartın da ciddi sesler getireceğini de ileri sürüyorlar.
“Bunların o kadar gözü dönmüş ki,80 yaşına merdiven dayamış bir sanayiciye,cenazende hakkımızı helal etmeyebiliriz,şeklinde tehdidi bile dile getiriyorlar.Kimin kimden önce hakkın rahmetine kavuşacağını,yüce Allahın bileceğini bile unutmuşlar.YÜCEL Ailesi gibi bu Ülke Demir/Çelik sektörüne büyük emek vermiş,büyük katkı yapmış,bir Ailenin ferdini bile tartışmaya açmaya çalışıyorlar.Artık bunlara sessiz kalmayacağız ve bizde elimizde ki kozları oynayarak mücadeleyi başlattık.” Şeklinde de bilgiler veren KARDEMİR Yönetimine yakın çevreler “Bu mücadeleyi biz başlatmadık ve o yüzden vicdanen çok rahatız.” İfadelerini de kullanıyorlar.
30 Nisan günü yapılan KARDEMİR Anonim Şirketi Mali Genel Kurulu sırasında ve sonrasında patlak veren gelişmelerin,özellikle Karabük ve Bartın’da önemli sonuçlar verebileceği üzerinde duran ilgili kaynaklar “Bu mücadele bir şekilde sona erdirilmeli,yoksa çok insanın bundan dolayı ekonomik kaybı olacaktır,Karabük’ün bundan dolayı ciddi zararları olacaktır.” Şeklinde ki görüşleri de dikkati çekmektedir.

Kardemir’in Yakın Hedefi

e-Posta Yazdır PDF

fadllllKardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel 30 Nisan Cuma Günü Yapılan Kardemir A.Ş 15.Olağan Genel Kurulunda Şirketin Geçmiş ve Geleceğine Dair Açıklamalarda Bulundu.2003 Yılında 2009 Yılına Karada Toplam 519.595.346 TL Yatırım Yapıldığına Dikkat Çeken Demirel Yaptığı Açıklamada Ayrıca, Bu Zaman Diliminde 233.902.866 TL Borç Ödendiğini Söyledi. Önümüzde ki 1,5 Yılda da,Başlanmış,Bitecek Yatırımlar Toplamı da 150.000.000 TL Olmak Üzere Bu Kalemlerde Toplam 1.426.200.000 TL Bir Değer Yaratıldığını Belirten Demirel,Bu Rakamlara Yeni Planlanan Yatırımların Dahil Olmadığını Açıkladı.

Kardemir’in Yakın Hedefi 1 MİLYON 700, 1 MİLYON 800 BİN TON/YIL ÜRETİM…

Kardemir A.Ş Genel Müdürü Fadıl Demirel 30 Nisan Cuma günü yapılan Kardemir A.Ş Olağan genel kurulunda yaptığı açıklama ile şirket ortaklarını bilgilendirdi.
Kardemir A.Ş’nin geçmişi,bugünü ve geleceğe yönelik yapılan,yapılacak ve planlanan çalışmaları ile ilgili bir değerlendirme yapan Genel Müdür Demirel,
Çok değerli hissedarlarımız;

Konuşmamın bu kısmında sizleri birazda geriye götürüp, bu derlenme ve toparlanma, üretim artışı ve yatırım sürecinde ne kadar katma değer üretildi, ne kadar eski borç ödendi, ne kadar yatırım yapıldı ve ne kadar daha yatırım planlandı ve sürüyor..? Bunların biraz parasal miktarlarından bahsetmek istiyorum.

2003 yılından 2009 yılının sonuna kadar;

Yeni yatırımlara 429.311.931-TL,
İdame Yenileme Yatırımlarına; 90.283.415-TL,
olmak üzere toplam 519.595.346-TL yeni yatırım yapıldı.

Geçmiş yıllara ait 233.902.866-TL borç ödendi.

2003–2009 arası cari yıl ödemeleri olarak devlete KDV, Gelir Vergisi, Kurum Stobajı, Kurumlar Vergisi, Emlak Vergisi, SSK olmak üzere 755.644.879-TL ödeme yapıldı.

Önümüzdeki bir buçuk yılda da, başlanmış, bitecek yatırımlar toplamı da 150.000.000-TL olmak üzere bu kalemlerde toplam 1.426.200.000-TL ( Bir milyar dörtyüzyirmialtı milyon 200 bin TL ) bir değer yaratıldı. Bu rakamlara yeni planlanan yatırımlar dahil değildir.

Bu, son yıllarda Karabük’ümüzde yapılan, en büyük ve en anlamlı yatırımdır. Bu tempo inşallah bu şekilde sürdürülecektir. Bu yatırımlarla birlikte Kardemir 1.700.000- 1.800.000 ton/yıl üretim kapasitesine sahip, enerjisini dışarıdan almayan, ray, ağır profil ve kaliteli kalın yuvarlak çelikler gibi katma değeri yüksek ürünlere yönelmiş, maliyet ve üretim yönetimini çok iyi kontrol edebilen, önü açık, geleceği aydınlık bir şirket haline gelecektir. Köklü sanayi kültürü ile yetkin insan kaynağımız, bu yoldaki en önemli gücümüz olacaktır.

2009 yılında şirketimiz açısından en iyi göstergelerden birisini de kişi başına düşen çelik üretim miktarımız olmuştur. Her yıl istikrarlı bir şekilde artan kişi başı üretim miktarı 2008 yılında 345 ton iken 2009 yılında 363 tona ulaşmıştır. Başta iş sağlığı ve güvenliği olmak üzere, eğitim faaliyetleri aksatılmadan sürdürülmüş, ürün süreç ve kalite yönetiminin sürekli iyileştirilmesine yönelik çalışmalar sıkı bir şekilde takip edilmiştir.

Kardemir, kriz ortamının her türlü zorluğuna rağmen, geçmiş yılların yükü olan borçlarını da ödemeye devam etmiş, bir taraftan kriz ortamının zorluklarını aşmanın mücadelesini verirken, diğer yandan da yukarıda saydığım yatırımları sürdürme başarısını göstermiştir.

Çok değerli hissedarlarımız;

Bu konudaki en büyük pay çalışanlarımızın ve şüphesiz ki yöneticilerimizindir.

Toplam Kalite Felsefesinin en önemli unsurlarından biri olan Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri bu dönemde de mümkün olduğunca sürdürülmüş, Kardemir Karabükspor ve Karabük Üniversitesi ihtiyaçları başta olmak üzere, çeşitli toplumsal ihtiyaç ve beklentiler karşılanmaya çalışılmıştır.

Değerli hissedarlarımız;

Bugün için dünya ekonomisinin geleceğine ilişkin farklı tahminler yürütülmektedir. Kimilerine göre dip noktaları görülmüş, yükselme trendi başlamıştır. Kimilerine göre ise riskler devam etmektedir. Tahminler nasıl olursa olsun, bilinen bir gerçek var ki, o da reel sektörün toparlanması zaman alacaktır. Çünkü yaşanan kriz global bir krizdir ve çöküntü global olmuştur. Çelik piyasaları da bu global hareketle yönünü belirleyecektir.
Yön nasıl olursa olsun, Kardemir olarak, olası riskler göz ardı edilmeden, sürdürülebilir bir başarının yakalanması için dinamik bir yönetim sergilemeye devam edeceğiz.
 
Bu vesileyle, Kardemir’in başarısı için alın teri döken her kademedeki tüm mesai arkadaşlarıma, sendikamıza, bizlere olan destek ve güvenlerinden dolayı Yönetim ve Denetim Kurulumuza, tüm ortaklarımıza, müşteri ve tedarikçilerimize en içten teşekkürlerimi sunuyor, genel kurulumuzun başarılı geçmesi temennilerimi sunuyorum şeklinde ifadelere yer verdi.

Mücadelemiz Devam Edecek...

e-Posta Yazdır PDF

100_3975Hak-İş-Türk-İş İl Temsilcilikleri İle Türkiye Emekliler Derneği Karabük Şube Başkanlığı Ortak Bir 1 Mayıs Açıklaması Yaptı.Günün Anlam ve Önemine Dair Yapılan Açıklamada “Emeği ve Alınteri İle Aydınlık Geleceklerini Arayan, İnsanca Yaşanılabilir Bir Dünya İçin,Barış İçin,Sömürüye ve Soykırımlara Hayır Demek Adına Tüm Emekçilerimizle Birlikte 1 Mayıs’ta(Bugün) Taksim Meydanında Olacağız” Sözlerine Yer Verildi.Diğer Yandan Taksim Meydanında Yapılacak Kutlama Programına Karabük’ten İki Otobüs Dün Gece İstanbul’a Hareket Ederken, Karabükspor’lu Futbolcuların Da Hak-İş’in Önünde Taksim’de Olacağı Belirtildi.

Taleplerimiz Gerçekleşinceye Kadar Mücadelemiz Devam Edecek…

Hak-İş-Türk-İş İl Temsilcilikleri ile Türkiye Emekliler Derneği Karabük Şube Başkanlığı tarafından 1 Mayıs açıklaması yapıldı.
Hak-İş adına İl temsilcisi Yaşar Çınar ve Şube Yöneticileri,Türk-İş İl temsilcisi İlhami Yılmaz ve Emekliler Derneği Şube Başkanı Celal Bulut’un katıldığı ortak basın toplantısında günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapan Yaşar Çınar,Bugün 1 Mayıs’ın 124. yılını kutluyoruz. Bilgi ve teknolojik gelişmelerle her gün biraz daha küçülen dünyamızda 1 mayıs emekçilerin, işçilerin ortak bir değeri olarak yaşıyor. 124 yıl önce 1 Mayıs’ı dünya emekçileri için bir dönüm noktası haline getiren insanları saygı ile anıyoruz.

Şüphesiz ki bugün ki çalışma koşulları bir asır öncesi kadar kötü değil ancak bulunduğumuz noktadan bakıldığında işçiler ve işçi kuruluşları için en az o dönemler kadar kötü, ağır ve düzeltilmesi gereken şartlar olduğu görülür. İşsizlik, yoksulluk, ırk, dil, din ve cinsiyet ayrımcılığı, sömürü çalışma şartlarının insanca yaşama imkânlarını güçleştirmekte, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin refahını artıran bir mekanizmanın kısır döngüsü içersinde kendi, kendilerini tüketmektedirler.
İnsanı ve temel insani değerleri dışlayan ve bütün dünyaya yayılan kontrolsüz bir piyasa ekonomisinin çarklarının hızlı ve keskin dişlileri arasında emek, insan ve insanlığa ait temel değerler parçalanmakta doğa ve çevremiz tahrip edilmekte, yağmalanmaktadır.
Tek merkezciliğin oluşturduğu dünya düzeni güçlenmek ve hayatiyetini devam ettirmek için az gelişmiş dünya ülkelerinin ekonomisinden beslenmeye ve onları sömürmeye büyük bir hızla devam etmektedir.
2010 yılının 1 Mayısında ülkemize baktığımızda; halen özelleştirme problemini çözememiş, ekonomisi devamlı kötüye gitmiş, defalarca krizlerle karşı karşıya gelmiş, iş yerleri kapatılmış, şirketleri iflas etmiş, kit kuruluşları devamlı zarar etmiş, işsizler ordusu çığ gibi büyümüş, yarınlara umutla bakamayan insanların oluşturduğu bir toplum haline gelmiştir.
Yıllardır Avrupa birliği kapısında bekletilen ülkemiz ab. Normlarına uygun yasalar ve mevzuat değişikliği dayatması altında ezilirken çalışanları gelişmiş ülkeler standartlarında çalışma şartları ve ücret seviyesine ulaştırılacak köklü ve kalıcı çözümleri bir türlü üretilememiştir.
Dış ve iç borç sarmalında boğulan ekonomimizin faturasını her zaman olduğu gibi çalışanlar ve emekliler ödemektedir. Ücretler, çalışma şartları, sosyal güvenlik gibi konularda çağdaş ölçüler bir türlü yakalanamamıştır.
Günümüzde işsizlik, yoksulluk, umutsuzluk toplumumuzun üzerine düşen üç koyu gölgedir. 2010 yılının 1 Mayıs’ın da: her şeye rağmen umutlu olmak istiyoruz, bu karanlık tablodan çıkmanın yolunu toplumsal örgütlenmeden, demokratik kuruluşların iş birliğinden geçtiğini biliyoruz, bugün çalışanlar olarak ülkeyi yönetenlerden çağdaş bir eğitim sistemi, yeterli bir sağlık sistemi, bütün insanımızı kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi, endeksi geçim zorluğu içerisindeki halka doğru yansıtılan sıfır enflasyon, işsizlere iş, tüm çalışanlara sendikal hak ve özgürlükler, özetle daha yaşanabilir ülke talebimiz vardır bu taleplerimiz gerçekleşinceye kadar demokratik mücadelemiz devam edecektir.
Emeği ve alın teri ile aydınlık geleceklerini arayan insanca yaşanılabilir bir dünya için, barış için, sömürüye ve soykırımlara hayır demek adına tüm emekçilerimizle birlikte 1 Mayıs’ta taksim meydanında olacağız.

Ülkemiz ve dünya emekçilerinin, çalışanlarımızın 1 Mayıs’ı kutlu olsun dedi.
Diğer yandan Taksim’de gerçekleşecek kutlama etkinliklerine Kardemir Karabükspor’lu futbolcuların da Hak-İş’in önünde yer alarak destek vereceği haber verilirken,Karabük’ten kutlamalar için iki otobüs dün gece İstanbul’a hareket etti.

15.Olağan Genel Kurulu Yapıldı

e-Posta Yazdır PDF

100_3998Kardemir A.Ş 15. Olağan Genel Kurulu dün Yenişehir Çebioğlu tesislerinde gerçekleştirildi.
Genel Kurula Kardemir A.Ş Yönetim Kurulu başkanı Mutullah Yolbulan başta olmak üzere, yönetim kurulunun tamamı, Genel Müdür Fadıl Demirel, Denetim Kurulu üyeleri, Çelik-İş Sendikası Genel Merkez ve Şube Yöneticileri, bazı Demokratik kitle örgüt temsilcileri ve şirket ortakları katıldılar.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan Genel Kurulun açıklanan faaliyet raporunda bağımsız denetim kurullarınca hazırlanan rapora göre şirketin toplam varlıkları 1.285.000.367 TL olarak açıklandı.
Genel Kurulun açılış konuşmasını Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı Mutullah Yolbulan yaptı. Yolbulan, 2009 yılında Dünya’yı saran küresel ekonomik krizin demir çelik sektörünü de büyük oranda etkilediğini, yaşanan fiyat değişiklikleri nedeniyle birçok firmanın ya üretimlerini durdurduğunu ya da büyük sıkıntılar içine girdiğini belirtti.Yolbulan; Kardemir yönetiminin uyguladığı politikalarla tüm zorluklara rağmen krizi başarıyla atlattığını ve şirketi zarara uğratmadan üretimini ve yatırımları sürdürdüğünü söyledi.
 
Açılış konuşmasının ardından gündem gereği divan teşekkülü yapıldı. Divan oluşturulması sırasında adeta yarış yaşandığı gözlendi.  Hissedarlardan Kaptan Haddecilik Satış Müdürü Murat Orhan Divan Başkanlığı için Haddeciler Derneği Başkanı Gökalp Büyükbektaş’ı önerirken, Kardemir Yönetim Kurulu da Divan Başkanlığı için Prof. Dr Ersin Çamoğlu’nu aday gösterdi.Hükümet Komiseri Sanayi Ticaret İl Müdürü Salim Sungur yaptığı hesaplama sonucunda Prof. Dr. Ersin Çamoğlu’nun divan başkanlığına,Soner Altan’ın katip üyeliğe ve Alpaslan Kanca’nın ise oy toplama üyeliğine seçildiğini açıkladı.
Divan teşekkülünün ardından Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel söz aldı. Demirel konuşmasında 2008 yılının ilk yarısında fiyatlarda yaşanan müthiş yükseliş sonucunda büyük kazançlar sağladığını ancak 2008 yılının ikinci yarısından itibaren yaşanan keskin düşüşler sonucunda demir çelik üreticilerinin darboğaza girdiğini belirterek “Dünya çelik üretimin %8 düştüğü dönemde Kardemir’in %4 oranında üretimini arttırdı.
 Yönetim olarak yarı mamul satma yarına nihai ürünleri piyasaya arz ederek daha fazla kazanç sağlamayı tercih ettik, diğer yandan ise modernizasyon çalışmalarının devam ettik.” dedi.
         Çevre yatırımlarının büyük bölümünün sona erdiğini ve hava kirliliğinin son bulduğunu belirten Demirel, toz toplama tesislerinin imalatlarının tamamlandığını kısa zamanda montajlarının biteceğini belirtti. Kardemir Genel Müdürü şirketin 50 megavatlık bir enerji santrali projesine başladığını ve tesisin tamamlanmasının ardından Kardemir’in dışarıdan elektrik alan değil elektrik satan bir şirket haline geleceğini ve 15 megavat elektriği piyasaya vereceklerini de sözlerine ekledi.. Demirel’in konuşmasının ardından Yönetim ve denetim kurulu raporları okundu. Genel kurul daha sonra karşılıklı müzakerelerle devam ederken, bu bölümler basına kapalı olarak devam etmesine karar verildi.

CHP’DEN 1 Mayıs Açıklaması

e-Posta Yazdır PDF

erdoann_dinell“Tüm Partili ve Halkımızı Saat:13.00’te Belediye Önünde Buluşmaya Davet Ediyoruz”

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı 1 Mayıs Birlik,mücadele ve Dayanışma günü nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı.

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı tarafından günün anlam ve önemine dair yapılan değerlendirmede,118 Yıldır İşçilerin Birlik,Mücadele Ve Dayanışma Günü Olan 1 MAYIS Tüm Dünya Emekçilerinin Haklarını Savundukları, Taleplerini En Kitlesel Biçimde İfade Ettikleri Ve Bunu En Görünür Şekilde Kentlerin En Büyük Meydanlarında Ve Alanlarında Yaptıkları Bir Gün Ola Gelmiştir.

Ancak, Dünyanın Her Tarafında İşçiler Ve Onların Örgütleri, Sendikalar, Siyasi Partiler Ve Sivil Toplum Örgütleri Bu Küresel Bayramı Kutlamak Ve Onun Simgelediği Değerlere Sahip Çıkmak
Geleneğini Hiç Vazgeçilmeyen Bir Hedef Olarak Sürdürdü.

1 MAYIS Konusundaki Yasakların Kaldırılması, Demokratik Ve Sosyal Hakların Gelişimi Yönündeki Mücadelenin Önemli Başlıklarından Birisi Haline Getirildi.Bilindiği Gibi Sendikaların Öncülüğünde Siyasi Partilerin Katılımıyla Yapılan Gösterilerde Israrlı Mücadelenin Sonunda Geçtiğimiz Yıl 1 MAYIS Resmi Tatil İlan Edildi. Kuşkusuz Bu Türkiye Halkının ,Çalışanlarının , Ezilenlerinin Anlamlı Bir  Başarısıdır.

Değerli Basın Mensupları Ve Saygı Değer Partili Kardeşlerim; Gelinen Süreçte Bu Mücadele Geleneğinde Kaybedilen, Katledilen Onlarca Kavga Şehitlerimizin Katillerinin Açığa Çıkartılması Ve Bu Uğurda Parlemontada Kurulacak Olan Araştırma Komisyonlarının Kurularak Katliamların Aydınlatılması Halkların Vicdanını Rahatlatacaktır.

Dostlar;
Ülkemizin Daha Çok Birlikteliğe Ve Demokrasiye İhtiyacı Olan Bir Süreçten Geçiyoruz.
ÇÜNKÜ; ÜLKEMİZDE …….

YURDUMUZUN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİN DAHA FAZLA KAR UĞRUNA KATLEDİLDİĞİ,
DOĞAL KAYNAKLARININ ULUSLARARASI SERMAYENİN EMRİNE SUNULDUĞU GÜNLERDEN GEÇİYORUZ.

Ülkede Siyasal Gericiliğin Her Türlü Biçiminin Toplumsal Alanda İlmik İlmik Örüldüğü, Tüm İktidar Olanaklarının Bu Noktada Seferber Edildiği Günlerden Geçiyoruz. Birçok Emekçinin; İşsizlik , Güvencesizlik Ve Yoksullukla Mücadele Ettiği Günlerden Geçiyoruz.

EMEKLİLİK HAKKININ MEZARDA OLDUĞU, SAĞLIK HAKKININ ORTADAN KALKTIĞI
GÜNLERDEN GEÇİYORUZ.

Eğitim Ancak Parası Olanın Yararlanabileceği Piyasa Ekonomisi Hizmetine Çevrildiği Günlerden Geçiyoruz. Kent Rantının Pay  Kapma Kavgası İçinde Yoksulların Hergün Daha Yoksulluğa Sürüklendiği
Günlerden Geçiyoruz.

KADINLARIN ,KIZLARIN, TECAVÜZLE,TACİZLE ,AİLE ŞİDDETİYLE YÜZ YÜZE KALDIĞI
GÜNLERDEN GEÇİYORUZ.

İşte Bu Nedenle KANAYAN VİCDANIMIZ ANCAK ÖZGÜRLÜKLE DİNDİRİLEBİLİR. Bu Ülkenin Kentleri, Sokakları, Meydanları, Fabrikaları, Okulları, Üniversiteleri, ÖZGÜRLÜĞE, EŞİTLİĞE ADALETE, EKMEK VE SUYA İHTİYAÇ DUYAN İNSANLARLA DOLUDUR.

Bu Nedenle Bizler  CUMHURİYET  HALK  PARTİSİ  Olarak Tüm Emekçilerin, Tüm Kadınların,
Öğrencilerin,Aydınların Yani Üretimde Ve Toplumsal Yaşamda Yeniden Üreten Toplumsal Özgürlük Düşüncesini Paylaşanların, Direnmeyi Tüm Yaratıcılıklarıyla Bir Sanat Haline Getirenlerin  BİRLİK, DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜNÜ Kutluyoruz.

Bu Anlamda Yarın 1 MAYIS SAAT 13.00 de Belediye Binası Önündeki Basın Toplantısına Tüm Partilileri Ve Halkımızı Davet Ediyoruz sözlerine yer verildi.

Proje Önerilerinde Bulunacak Mı?

e-Posta Yazdır PDF

Geçtiğimiz Yıl İçinde Kurulan Yürütme Kurulu ve Çalışma Gruplarından Oluşan Karabük Kent Konseyinin 2023 Vizyonu Olarak Belirlediği Çalışmaları Doğrultusunda,Karabük Kent Konseyi Olarak Takip Ettikleri ve Karabük Kent Konseyi Olarak İstekleri Doğrultusunda, Ne Tür Projelerin Hayata Geçtiğinin Merak Edildiği Belirtiliyor.

kent_konseyi1KENT KONSEYİ, Proje Önerilerinde Bulunacak Mı?

Geçtiğimiz yıl içerisinde yapılanan Karabük Kent Konseyinin Gelin hep birlikte 2023’ü belirleyelim.Tüm plan ve programlarımızı buna göre yapalım.Karabük’ü el birliği ile daha güzel günlere,2023’e birlikte taşıyalım.Kente ve kentte yaşayanlara ufuk olalım vizyonu ile,Kent Konseyi olarak istekleri ve takip ettikleri konularda ne gibi çalışma yaptıklarının merak edildiği merak ediliyor.
15 kişiden oluşan Yürütme kurulu ve bu yürütme kurulunun içinden belirlenen, Milletvekillerini İzleme Komisyonu,Kamu Çalışanları İzleme Komisyonu,İhaleleri İzleme Komisyonu,Sağlık ve Çevre Komisyonu,İmar Trafik İzleme Komisyonu,Eğitim Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Komisyonu ve Çalışma Yönergelerini Hazırlama Çalışma gurubundan oluşan Karabük Kent Konseyi Çalışma Gruplarının bugüne kadar yaptığı çalışmaların hangi aşamada olduğu,örneğin aylardır dile getirilen Karabük’ün birinci derecede deprem kuşağında olması sebebiyle işaret edilen tehlikeye karşı ne gibi çalışma yaptıkları,yine yıllar önce temeli atılan ve çok kısa bir süre içinde yapılacağı belirtilen yüzme havuzunun durumunun belirsizliğini koruması,300 yataklı modern hastanenin son durumu konularında nasıl bir takipte bulundukları,İhtisas Organize Sanayi konusunda herhangi bir çalışma yapıp yapmadıkları ve Karabük Kent Konseyi olarak yeni projeler önerip önermedikleri konularının merak edildiği belirtiliyor.
Diğer yandan yine Kent Konseyi olarak takip edilen,Hava Kirliliğinin önlenmesi konusunda yapılan çalışmalar,Üniversitenin gelişiminin devam etmesi,akıllı hastane denilen 300 yataklı hastanenin yapılması,Tıp fakültesinin faaliyetlerine başlaması,Doğalgazın yaygınlaştırılması,Organize Sanayi Bölgesinin geliştirilmesi ve İstihdamın artırılarak işsizliğin ve göçün önlenmesi için yapılan çalışmaların takibi ile yine Kent Konseyi olarak istedikleri,Kültür Merkezinin yapılması,Otobüs duraklarına dijital otobüs geliş zamanlarının bildirildiği sistem kurulması,Demir yolları bölgesinin ıslah edilmesi,Ankara-Karabük arasında hızlı tren seferlerinin başlaması ve Araç çayının ıslah edilerek porsuk çayı modeli gibi modelin uygulanması konularında ki gelişmelerin takibinin hangi aşamada olduğu soruları soruluyor. 

Milletvekili Ünal'dan Konuşma

e-Posta Yazdır PDF

mustafa_nalAK Parti Karabük milletvekili Mustafa Ünal “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin, Anayasanın 147 nci maddesinde değişiklik yapan çerçeve 18 inci maddesi hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Mecliste bir konuşma yaptı.

Anayasa Mahkemelerinin bulunduğu ülkelerde, bu mahkemelerde görev yapan üyelerin seçiminde millet iradesini temsil eden parlamentonun mutlaka söz sahibi olduğu ve üyeliğin süre ile sınırlandığı görülmekte olduğunu belirterek bir konuşma yapan Ünal,Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılması, üye sayısının artırılması, mahkeme üyelerinin belirli bir süre için bu göreve seçilmesi ve pek çok ülkede uygulanmakta olan bireysel başvuru müessesesinin yürürlüğe konulması gibi hususlar çerçeve 17. maddeden itibaren Anayasa değişiklik teklifi içerisine alınmıştır.
Mahkeme üyeliğinin süresi konusunda, değişik sivil toplum kuruluşları ve partiler tarafından hazırlanan Anayasa taslaklarında da, ana hatlarıyla benzeri düzenlemelere yer verilmektedir. Örneğin, 2003 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından hazırlanan Anayasa Değişiklik Teklifinde, üyeliğin görev süresi 12 yıl, TOBB tarafından hazırlanan öneride 4 yıl, TUSKON önerisinde ise 12 yıl olarak belirlenmiştir.  Mukayeseli hukukta da mahkeme üyeliğinin süreli olduğu görülmektedir. Mesela, bu süre; Almanya’da 12, Fransa, İtalya, İspanya, Bulgaristan, Macaristan, Portekiz, Polonya, Romanya ve Slovenya’da ise 9 yıldır.

Bu düzenlemenin getirdiği değişiklikleri
1. Halen herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın, 65 yaşına kadar görev yapabilmekte olan Anayasa mahkemesi üyelerinin 12 yıllık bir süre için seçilmesi.
2. Bir kimsenin iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilememesi.
3. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışma ve özlük işlerinin kanunla düzenlenecek olması
Şeklinde sıralayabiliriz.
Anayasa Mahkemesi üyeliğinin süresi oniki yıl olarak sınırlanmıştır. Böylece, Mahkemedeki üye profilinin, yeni toplumsal koşullara ve yeni anlayışlara göre makul bir süre içinde kendini yenilemesine olanak tanınmaktadır. “Devam ederken değişen, değişirken devam eden” bir kurum olacak Anayasa Mahkememiz. Oniki yıllık sürenin, üyelerin kazandıkları tecrübe ve bilgi birikimlerini karar ve Mahkeme çalışmalarına yansıtmaları açısından yeterli, toplumsal değişimin Mahkeme profiline yansımasına olanak sağlaması açısından da gerekli ve makul bir süre olduğu ortadadır. Bu düzenlemeler sonucu, zorunlu emeklilik yaşı öncesinde görev süresi dolan üyelerin, atandığı kaynağın özellikleri de dikkate alınarak, başka görevlere atanabilmeleri, maaş ve özlük işleri ile emekliliklerine ilişkin konuların, kanunla düzenlenmesi esası benimsenmektedir.

1982 Anayasası darbe sonrası, olağanüstü koşullar altında kabul edilip yürürlüğe konulmuştur. Toplumun tüm kesimleri, 1982 Anayasasının tamamen değiştirilmesi hususunda mutabakat halindedir. Ancak bu mutabakat, bugüne kadar Anayasanın tümünün değiştirilmesine yetmemiştir.

Müzakeresini sürdürdüğümüz değişiklik tekliflerine özellikle yapılan eleştirileri özetleyecek olursak birkaç husus öne çıkmaktadır. Yargı bağımsızlığı ihlal ediliyor, yargı kuşatılıyor, iktidar kendi yargısını oluşturuyor, yandaş yargı, yandaş yargıç yaratılıyor.

Ben bu eleştirilerdeki haklılık payına mukayeseli hukuk ve ülkemizdeki uygulamalar açısından bir göz atmak istiyorum.

Gelişmiş demokratik ülkelerin büyük bir kısmında Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı milletin temsilcileri tarafından seçilmekte, bazı ülkelerde de Devlet Başkanı, Meclis Başkanı,  Senato tarafından bu göreve getirilmektedir. Buna karşılık çok az sayıda bazı ülkelerde, örneğin, İtalya’da 15 üyeden sadece 5 i Üst Yargı Organlarınca seçilirken Portekiz’de 13 üyeden sadece 3 ü  Anayasa Mahkemesi yargıçları tarafından belirlenmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hâkimleri ise,  üye ülke hükümetleri tarafından gösterilen 3 aday arasından Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, yani üye ülke milletvekilleri, tarafından seçilmektedir.

Anılan bu ülkelerdeki ve üyesi bulunduğumuz Avrupa Konseyindeki sistemi gözden geçirdiğimizde, Anayasa Mahkemelerinin kuruluşunda halkın seçip parlamentoya gönderdiği ve milli iradeyi temsil eden milletvekillerinin, devlet başkanlarının veya hükümetlerin etkili oldukları ortadadır. Demek oluyor ki, demokratik ülkelerde, halkın iradesini temsil eden ve hepimizin de mensup olmaktan şeref duyduğu Parlamentodan, Milletvekillerinden, Hükümetten, Cumhurbaşkanından çekinen, ürken, korkan hemen hemen yoktur. Kanaatimce ülkemizdeki bu ürkeklik ve korkaklığın en önemli nedeni, bu iddia sahiplerinin yeterince halk oyuna mazhar olamama veya halkın yanlış yapacağı endişesinden ve kendilerinden başka siyasi partileri de hata yapma, ülkeyi kaos ve bölünmeye sürükleme potansiyelinde görmelerinden kaynaklanmaktadır.

Zira, ülkemizin geçirmiş olduğu süreçte ulaşmış olduğu demokratik anlayış ve halkımızın kendi haklarına sahip çıkışı, cumhuriyet, laiklik ve hukuk devletine candan bağlılığı bu eleştirileri getirenlerin gözlerinden kaçmakta, bunlar zımnen darbe anayasasını muhafaza etmeyi tercih etmekte, halkı ve halk iradesini tahkir etmektedirler.

Yandaş yargı, yandaş yargıç eleştirilerini ülkemizdeki mevcut mevzuat ve uygulamalar ışığında değerlendirdiğimizde ise şunlar söylenebilir.

Mevcut yargı üyeleri 1982 Anayasası, 1981 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, 1983 tarihli Yargıtay Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde görev almış bulunmaktadır. Hiçbir yargıcın gökten zembille indiğini söylemek mümkün değildir. 1982 Anayasasının 104. maddesine göre Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini ve diğer yüksek yargı üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini Cumhurbaşkanları seçmiştir. Yargıtayın 250 üyesinin tamamını, Danıştay üyelerinin de dörtte üçünü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçmiş bulunmaktadır. Adalet Bakanı ve Müsteşarı da HSYK’ nın üyeleri olagelmişlerdir.

Bu oluşum karşısında ve yapılan eleştirilere baktığımızda biz zaten yandaş yargı, yandaş yargıçla karşı karşıyayız demektir. O halde bundan sonra Yüksek Yargı tarafından  seçilecek yüksek mahkeme üyeleri için bu yandaş yargıya nasıl itimat edebileceğiz? İşte bu eleştirileri getirenler, yüce yargımızı bu bühtanla yaraladıklarının farkında bile değiller. Ben yargı mensuplarımızı bu şekildeki ithamlardan tenzih ederim. Kendilerinin beğendiği Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı seçerse yandaş yargı olmaz, beğenmedikleri ve halkın göreve getireceği bir Cumhurbaşkanı seçerse yargı yandaş olur. Ülkemizdeki bu hastalıklı zihin yapısından artık kurtulmamız gerekir.

Ben şahsen, çok nadir istisnalar dışında, hiçbir yargıcımızın kendisini seçene yandaşlık yaptığını ve yapacağını, tarafsız olmadığını düşünemiyorum. Kaldı ki bağımsızlık ve tarafsızlığın birinci planda yargıcın kendi ilim, tecrübe, kendine güven ve insana bağlı diğer niteliklerine bağlı olduğuna da kesin olarak inanan birisiyim. Ancak, ben, son zamanlarda bal gibi siyasi nutuklar atan, antidemokratik bir yapının oluşturulacağını ve yargının siyasallaştırılacağını iddia eden, buna karşılık e-muhtıraların yaşandığı dönemde sesini çıkarmayan, görevden alınan ve yargıya gitme yolu da kapalı olan bir savcı ile ilgili olarak, “ onu ben görevden aldırdım” dendiğinde, mahkeme tarihinde ilk kez bir başkan üyenin, adeta tarihe not düşercesine, karşı oy yazısının bir paragrafında, “Ne yazık ki…. karar öncesi kimi kişi, kurum ve mercilerin mahkemeyi etkilemeye dönük eylem ve davranışlarını onaylamak mümkün değildir. Çatışma çıkacağı tehdidi ya da ülkeyi koruma adına yapılan açıklamalar…” şeklinde belirttiği dönemlerde susanları da sizlerin ve halkımızın dikkatlerine sunmak istiyorum.

Bugünlerde bol bol demeç veren, ancak, “Meclis yetkilerine müdahale edilmiş, yargı ipoteği altına alınmıştır.” diye feryat edildiği, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin, “Türkiye’de demokratik kurumlar normal işlememekte, yargı yasamanın görevlerine tecavüz etmekte” diye  karar aldığı dönemeçlerde susanları ve yasama organı için bu hassasiyeti göstermeyenleri de bu vesile hatırlatmak istiyorum.

Yargının siyasilere karşı bağımsızlığından zevkle bahsederken, yargının kendi içindeki yüksek yargıya ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağımlılığından ve yargının tarafsızlığından hiç söz etmeyenleri de yine aynı istisnalar arasında saymak istiyorum.

Bu günlerde yargının bağımsızlığı şarkılarını söyleyenlerin Eski bir Adalet Bakanı’ nın “Hükümetten 5 bin kişilik kadro çıkardım. Bu kadroları örgütüme vermeyip te…” dediği zamanki suskunluklarını anlayamadığımı da dikkatlerinize sunmak istiyorum.  
Bu eleştirilerin statükonun muhafazası gayretlerinden başka anlam taşımadığını ifade ederken görüşülmekte olan Anayasa değişikliklerine ilişkin hükümlerin Ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor ve hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Kardemir'de Hedef

e-Posta Yazdır PDF

kardemir_ynetim1998-2002 Yılları arasında “ÇALIŞANLARININ ÜCRETLERİNİ VEREMEYEN VE BATMANIN EŞİĞİNE GELEN” KARDEMİR Şirketi,o kötü günleri geride bırakarak,atılım üzerine atılım yapmaya başladı.2002 Yılında yapılan Genel Kurul ile işbaşına gelen Mutullah Yolbulan ile Kamil Güleç ikilisinin Yönetinde ki KARDEMİR Anonim Şirketi’nin “2003 ile 2009 YILLARI ARASINDA 500 MİLYON DOLAR CİVARINDA YATIRIM VE BORÇ ÖDEMESİ YAPTIĞI..” belirtiliyor..

KARDEMİR’DE HEDEF; Üretim Artışı ve Filyos Limanı

                                  
1998-2002 Yılları arasında “Çalışanların ücretlerini veremeyen ve Batmanın eşiğine getirilen.” KARDEMİR Şirketi’nde,2002 yılında Yönetim Kurulu’na getirilen Mutullah Yolbulan ve Kamil Güleç’in “İşi iyi bilmesi,KARDEMİR’İ iyi yönetmeleri sonucu.” Durumun çok düzeldiği ifade ediliyor.
2002 Yılında yapılan Genel Kurul ile KARDEMİR Yönetim Kurulu’na seçilen,daha sonra da,Yönetim Kurulu içinde ki etkileri iyiden iyiye artan Mutullah Yolbulan ve Kamil Güleç’in,KARDEMİR’DE temel hedef olarak üretim artışını,maliyetleri düşürmeyi hedeflediği üzerinde de bilgiler veriliyor.
KARDEMİR Şirketi’nin 2002 yılından itibaren “Bankalara,Sosyal Güvenlik Kurumlarına,Hammadde satan firmalara olan” 200 milyon liranın üzerinde ki(o zaman ki para ile 200 trilyon lira) borçların ödenmesi için harekete geçildiği haber verilirken,bu borçların tamamen bitirildiği ve o borç stokunun,döviz bağlamında,170-180 milyon doları aşkın olduğu da vurgulanıyor.
KARDEMİR Şirketi’nin 2002 yılının sonundan itibaren,bir yandan borçları sıfırlama gayretine girdiği üzerinde bilgiler veren,konuya yakın çevreler,öte yandan da “KARDEMİR’İN Geleceğini sağlama almak üzere yatırım hamlelerine girişildiğine.” Çekerek “Bakın Yüksek Fırın sayısı dörde çıkartıldı ve bir Yüksek Fırın ilave edilirken,diğerlerinin de kapasitesi yükseltildi.Yüksek Fırınlara şarj edilen hammaddenin kalitesini arttırmak üzere Sinter yatırımlarına hız verildi.Ayrıca KARDEMİR atık gazları Yüksek Fırınlara üflenerek,yıllık çok önemli miktarda kömür tasarrufu sağlandı.” Bilgilerini de veriyorlar.
KARDEMİR Yatırımlarının 2003 yılı başından 2009 yılı sonuna kadar 500 milyon lirayı (eski para birimi ile 500 trilyon lirayı)çok aştığını da ileri süren sektöre yakın çevreler “Çelikhane,Haddane yenilemesi ile birlikte,Ülkemizde ray ve ağır profil üretimi yapan tek Kuruluş haline getirilen Firma,ayrıca,üretimini de arttırdı.” İddiaları ile “KARDEMİR’DE çok ciddi yatırımlar yapıldı.” Diyorlar.
KARDEMİR bir yandan borç öderken,öte yandan yatırım yapmayı sürdürecek şeklinde de görüşler dile getiren sektöre yakın kaynaklar “Bu süreç devam edecektir.KARDEMİR’İN önünü kesmek için bir dizi dedikodu çıkartmak isteyenler var.Ancak,son tahlil de onlar da başarılı çizgiyi kabul ediyorlar.” Gibi yaklaşımlar da getiriyorlar.
Öncelikli mal alımı hakkında da görüş açıklayan bu kaynaklar “KARDEMİR Günlerce çağrı yaptı ve bu çağrıya 40 dolayında kişi/firma uyarak hisse senedi teminatı verdi.Öncelikli mal alımı onların hakkı ve hepsi de günlerce yapılan çağrıların,hukukun verdiği izinlerin sonucu.” Diyorlar.
KARDEMİR’İN hedefleri arasında FİLYOS LİMANININ kesin olarak bulunduğunu da belirten sektöre yakın kaynaklar “Anladığımız kadarı ile KARDEMİR Şirketi üretim arttırma,maliyetleri düşürme,nakliye sorununa çözüm bulma hedeflerine kilitlenmiş durumda ve bu bağlam da FİLYOS LİMANI kesinlikle yapılacak..” görüşlerini de yer veriyorlar.

Sayfa 5 > 11