ESKİ Mİ YENİ Mİ? | Bölgenin Sesi

Ak Partili başkan kendisini vurdu

Genel, Güvenlik, Siyaset, Tüm Manşetler, Türkiye

AĞVA’DA FESTİVAL ZAMANI

Genel, İstanbul, Kültür Sanat, Magazin, Şile, Siyaset, Tüm Manşetler, Türkiye

Kurban Bayramı Öncesi Zabıta Ekipleri Kurban Pazarında Denetimlerine Devam Ediyor

Genel, İstanbul, Siyaset, Tüm Manşetler, Türkiye, Ümraniye

ESKİ Mİ YENİ Mİ?

Bu haber 29 Ocak 2018 - 14:11 'de eklendi.

Tarih boyunca çeşitli araştırmalara konu olan ve pek çok kez tanımlanmaya çalışılan“Mutluluk Nedir ?” sorusu günümüzde de insanların en çok düşündüğü konulardan birisi haline gelmiştir. Bununla birlikte bazı düşünürlerde mutluluk kavramlarını kendilerince açıklamışlardır. Aristo’ya göre “Mutluluk, tüm insanların en yüksek arzusu ve hevesidir”. Nietzsche, mutluluğu “İdeal tembellik durumu endişesiz ve sıkıntısız yaşamaktır” şeklinde açıklamıştır. İbn-i Sinaise “Mutluluk dünyevi olandan bağımsızdır”. Mutluluğa akıl ile erişilir şekilde kavrama anlam katmaya çalışmıştır. Bunlar gibi bir çok açıklamanın yapıldığı bu kavramda her insan için farklı anlamlar çağrıştırdığı için Mutluluğun bir  tanımını yapmak çok zordur.

İnsanların yıllardır peşinden koştukları bu mutluluk hülyasına her ne kadar manevi değerler de saklı olduğu inanılsada yaşadığımız bu modern dünyada bu fikrin tam tersi olduğu gözler önüne serilmektedir. Belki eski dönemlerde yaşayanlara göre manevi tatminle mutlu olmak yeterliydi. Ancak yaşadığımız bu dönemde sadece maneviyat ile bu kavramı ölçmek doğru olamıyor. Şimdilerde orta yaş grubunun ağızlarında sürekli aynı kelimeler, cümleler dolaşıyor. “ Bizim zamanımız daha farklıydı, güzeldi” ya da “Eski dönemler ayrı bir güzeldi” şeklinde konuşmaları hepimiz duymuşuzdur. O dönemlerde yaşadıkları topluma, insan ilişkilerine, sosyal hayata bakılınca haklı olduklarını düşünmemek elde değil. Öncelikle insanlar ile olan iletişim bugünolduğundan oldukça farklı olduğunu görüyoruz. Geçmişte sağlam temellerin üzerine kurulu olan komşuluk ilişkileri bugünlerde şehirleşme ve modernizmingetirdiği basmakalıplar nedeniyle anlamını kaybetmiş durumdadır. Sosyal yardımlaşmanın büyük bir bölümünü kapsayan komşuluk, insanların sevinçlerini, üzüntülerini, hastalıklarını, zor zamanlarında büyük bir aileymiş gibi birbirlerine kol kanat germelerini sağlamıştır. Yani komşuluk bir fincan kahve, güvenmek candan selamlaşmak, çat kapı gitmektir. O dönemlerdeki bu sıcaklık, cana yakınlık, insanların birbirleri ile yardımlaşması kişilerde yalnız olma duygusunu yok ettiği için mutlu olmaları yaşamdan daha da zevk almalarını kolaylaştırmıştır. Ancak şimdi yan komşunun adını bile bilmememiz ya da birisine ihtiyaç duyduğumuz bir anda kimseyi bulamamız bu kavramın gittikçe  yeni şehir hayatına yenik düştüğünü anlıyoruz. İnsanların bu kadar mutluluk arayışı içinde olmaları sürekli bir şeylere ihtiyaçlarının artması ve hayatlarında mutluluğu, eğer daha fazla şeye sahip olursan daha mutlu olursun şeklinde algılamalarından kaynaklıdır. Gelişmiş teknoloji ile hergün yeni ürünler çıkmaya başladı. İnsanlarda hem toplum baskısı hem de kendi doyumsuzluğu yüzünden bir üst ürünü almak için uzun kuyruklar çekmeye ona ulaşmak için her türlü çabayı sarf etmeye hazır hale geldiler. Bu teknolojiden önce her şeye ulaşmak daha zor daha zahmetli olduğu için istediklerini aldıklarında kıymetini daha iyi biliyorlardı. Özetle sahip olunanlar ve para ne kadar çok ise o kadar mutlu olmak gerçek hayatta pek de mümkün değildir. Yıllardır süre gelen zenginsen mutlusundur klişesi bugün hala sürmekte ancak doğru olup olmadığı herkes için farklıdır. Sonuçta çok eşya, para mutluluk getirmiyor aksine daha çok isteyip hiç mutlu olamıyorsun.

Özellikle büyük şehirlerde gittikçe artan kalabalık nedeniyle yaşanan trafik eziyetleri, toplu taşıma kullanmaya çalışmak ya da havakirliliği hem insanların sinir, stres sahibi olmalarını hem de hayattan keyif almamalarını mutsuz olmalarına neden oluyor. Büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla önceleri birbirlerini tanıyanların, selam verenlerinolduğunu bilmek hatta tanımadığına bir günaydını eksik etmediklerini dinlemek şu an gelinen durumu çok kötü gösterdiğini söylenebilir. Ayrıca bu kalabalık şehir hayatında en dayanılmaz olan toplu taşıma ile seyahat etmek o zamanlarda otobüse bindiklerinde sıkış tepiş saatlerce yolda gitmek zorunda olmadıkları için eskiye ışınlanmak istemek elde değil.  Ancak, günümüzde gelişmiş ülkelerin nüfus planı yapısına göre hareket ettiklerini görmemize rağmen bizim ülkemizde hala üç dört çocuğu insanlara benimsetmeleri ne kadar doğru olup olmadığı tartışma konusudur.

Özetle mutluğu aramak eskiden de, şimdide, gelecekte de hep devam edeceği gibi, bu kavramın tam karşılığını bulunmadan son bulamayacaktır. Çünkü mutluluk bir bakış açısıdır herkes için farklı anlamlar taşıması nedeniyle ortak bir düşüncede birleştirmek mümkün olmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

MERVE OZCAN
MERVE OZCANceren.merve1@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.